Depremde 72 kişi hayatını kaybetmişti: İsias Oteli davasında 4. gün

3. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin zemin katındaki çok amaçlı konferans salonunda çarşamba günü görülmeye başlanan duruşmaya, sanıklar, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla bağlandı.

İlk gün sanık savunmaları, ikinci gün ise müşteki beyanlarının alınmasıyla süren duruşmanın üçüncü gününde tanıklar ve müşteki avukatları beyanda bulundu.

KKTC adına katılan avukat Çetin Arslan, otel binasında başta tutuklu sanıklar Ahmet Bozkurt, daha sonra oğulları Efe ve Mehmet Fatih Bozkurt tarafından sürekli artan bir şekilde olumsuzluklar yapıldığını savunarak kalitesiz malzeme kullanılması, 2011’deki kullanım amacı değişikliği, otelin yapımında standartların düşürülmesi, yenilemelerin getirdiği ağır yükler ve kaçak katın da binmesiyle binanın yıkıldığını, cezanın ise “bilinçli taksir”le değil, “olası kast” olarak değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Diğer müşteki avukatları da tanıkların yalan beyanda bulunduklarını savunarak sanıkların “olası kast”tan cezalandırılması gerektiğini kaydetti.

Duruşma bugün 10.00’da sanıkların ve müdafilerinin dinlenmesiyle devam edecek.

DURUŞMANIN 3. GÜNÜNDE TANIK BEYANLARI ALINDI

İlk gün sanık savunmaları, ikinci gün ise müşteki beyanlarının alınmasıyla süren duruşmada dün tanıkların dinlenmesine başlandı.

Otelin resepsiyon görevlisi M.K, deprem günü evinde kaldığını ve enkazdan çıktığını belirtti.

Otelle Ahmet Bozkurt’un ilgilendiğini ifade eden M.K, “Günlük raporları otel müdürüne iletiyoruz, o Ahmet Bozkurt ile konuşurdu. Ahmet Bozkurt’un çocuklarıyla muhatap olmazdık. Otele bir çivi de alınsa son söz Ahmet Bozkurt’taydı.” dedi.

Tutuklu sanık Ahmet Bozkurt’un “Sürekli otele geldiğimde nerede otururum, neler yapardım, sabah 5’te mesaiye gelen arkadaşlar beni nerede görürler?” sorusuna tanık, “Sabah ezanından sonra gelirdi, lobide sağ köşede oturup işleri takip ederdi. Personel giriş çıkış saatinde mutlaka gelirdi.” yanıtını verdi.

Otelin muhasebecisi C.G. de ofisinin otelin zemin katında olduğunu dile getirdi.

Otelin iş ve işleyişiyle Ahmet Bozkurt’un ilgilendiğini kaydeden C.G, Efe Bozkurt’a evlendikten sonra otele bakmasının söylendiğini ve babası ne derse onu yaptığını anlattı.

“Efe Bozkurt söz sahibi miydi?” sorusu üzerine tanık, idari işlerde söz sahibi olduğunu belirtti. C.G, aile şirketi olduğu için her konuda Ahmet Bozkurt’un sorumlu olduğunu söyledi.

Ahmet Bozkurt’un otelin tadilatı için teşvik kapsamında bir bankadan 1 milyon 115 bin avro aldığını söylediği hatırlatılarak paranın ne yapıldığına ilişkin soruya tanık, o dönem yaklaşık 5 milyon liraya tekabül eden paranın otelin tadilatına harcandığını anlattı.

Tanık, deprem sonrası kimseye ödeme yapmadığını ve kendisinin de Antalya’ya gittiğini söyledi.

Yaklaşık 40 yıldır Ahmet Bozkurt’un yanında çalıştığını ifade eden tanık, 1992’de iş merkezi olarak inşaatına başladıkları binanın özel hastane gibi birçok proje olarak düşünüldüğünü ancak otele karar verildiğini dile getirdi.

Tanık H.G. ise 2008 yılında otelde teknik eleman olarak çalışmaya başladığını belirtti.

“Otelde sorumlu Ahmet Bozkurt’tu, son söz hakkı her zaman onundu.” diyen tanık, şöyle devam etti:

“Efe Bozkurt işe alışsın diye 2 yıldır gelir giderdi. Personelle ilgilenirdi. Otelin 9’uncu katına çelik konstrüksiyon yapıldı, tavanı alçıpanla kapandı, yanı da cam ve alüminyum giydirme yapıldı. Orası teras, bay bayan tuvaleti vardı, tesisatı öyle çektik. Ailesinin asansörle çıktıklarını görüyordum ama odaya girdiklerini görmedim.”

Tanık E.D, otelde teknik eleman olarak çalıştığını belirterek, Efe Bozkurt’un, 2022 yılından sonra otele gelmeye başladığını, otelin patronunun Ahmet Bozkurt olduğunu söyledi. Otelin en üst kadında Ahmet Bozkurt’un yaklaşık 6 metrekarelik ofisinin olduğunu dile getiren E.D, “Lavabo için aşağı gider gelirdi. Bir de teras vardı. 2016 yılında duvar falan yıkılmadan tadilat yapıldı. Kat çıkılmadı sadece teras yapıldı.” diye konuştu.

Tanık E.D, 2014-2015’te otelin kapasitesinin artırılıp artırılmadığı yönündeki soruya, bu konuda bilgisinin olmadığını, çalıştığı dönemde oda sayısında artış olmadığını kaydetti.

Tanık B.A, otomotiv bayisinde şoförlük yaptığını belirterek, “Otelin patronu Ahmet Bozkurt’tur. Fatih Bozkurt da otomotivle ilgilenirdi, Efe Bozkurt evlendikten sonra otele geldi. Bizim gibi personel gibi çalışırdı. Efe Bozkurtun personel alıp çıkardığı gibi şeylere şahit olmadım. Üst kattaki Ahmet Bozkurt’un odası hakkında bilgim yoktur.” İfadelerini kullandı.

Tanık Z.C, otelde 2013’ten beri vale olarak çalıştığını belirterek, şunları söyledi:

“6 Şubat’ta oteldeydim, kameraların görünmeyeceği bir yer vardı, dinlenmek için oraya gittim. Çat çat diye sesler geldi, galiba deprem oluyor dedim. Resepsiyonda biri vardı, telefonu şarjdaydı, onu almaya çalışıyordu, deprem dursun gireriz dedim. Ben doğu o batı tarafına koştu, sonra yürüyemedim, gökyüzü aydınlandı, otele dönüp bakınca bana doğru geldi. Oteli Ahmet Bozkurt işletiyor, Efe Bozkurt depremden önce evlenince otele geldi ama bütün sorumluluk Ahmet Bozkurt’taydı, beni işe alan da odur. Ofisi ayda bir kullanırdı, genelde lobide beklerdi, müdüriyete geçerdi.”

Tanık, otelden ne kadar sürede çıktığıyla ilgili soruya “Yürüdüğüm yer 100 metre kadar vardı, fark etmemle binanın yıkılması 40 saniye kadar sürdü. Eğer 5-10 saniye sürseydi ben de sağ çıkamazdım. Otelden çıktıktan sonra da 50 metre yürüdüm. Toplantı salonunun oradan kapıya 50 metreden fazla vardı.” diye yanıt verdi.

Otelin yıkıldığı yönün sorulması üzerine taraf avukatları arasında tartışma çıktı.

“İKİ KADININ SESİ GELDİ, ONLARI ÇIKARDIM”

Tanık Z.C, “Depremden sonra orada ne kadar kaldınız, otelden ses geliyor muydu?” sorusuna, “İki kadının sesi geldi, onları çıkardım, sonra eve gittim, ailemin yanına” şeklinde cevap verdi.

M.A.K, otelde son 1 yıldır aşçı olarak çalıştığını belirterek, “Sabah 10’da girip akşam 10’da çıkıyorum. Otele hiç çıkmadım. Mutfağın iki girişi var. Yemekleri koridordan götürürdük, koridor ne zaman açıldı bilmiyorum. Mutfaktaki ihtiyaçlar için listeyi otel müdürü C.G’nin masasına bırakıyordum.” ifadelerini kullandı.

Tanık A.D, 1992 yılında otelin inşaatında çalıştığını, gelen malzemelerle projeye uygun kalıp işlerini yaptıklarını kaydetti.

Ahmet Bozkurt’un nervürlü demir olduğu için ekstra para ödediği yönündeki ifadesi sorulan tanık, “Bu konuda bir bilgim yok, hatırlamıyorum.” dedi.

YAŞAM ÜÇGENİ YOKTU

KKTC Devlet Planlama Örgütü Müsteşarı Durali Güçlüsoy, enkazda arama kurtarma yapan ekibin başında bulunması için ilk uçakla Adıyaman’a geldiğini, kente 6 Şubat akşama doğru ulaştıklarını anlattı.

Gözlem yaptıktan sonra arama kurtarma çalışmalarına başladıklarını dile getiren Güçlüsoy, “Enkaz alanını ışıklandırdık, 2 vardiya şeklinde ara vermeden çalıştık. Ön ve yan cepheden arama kurtarmayı yürüttük. 3’üncü gün hava aydınlanmak üzereyken enkazın çevresinde otelle ilgili yorum yapan birini gördük. Ben de sizden birini arıyoruz otelle ilgili bilgi alacak dedim ve sivil savunma ekibinin yanına götürdüm. Detaylı kroki çizmesini istedik, bunları da aldıktan sonra daha bilinçli müdahale ettik. 6’ncı günün sonuna kadar arama kurtarma çalışmalarımızı yaptık.” dedi.

İsias Oteli’nin yanındaki binalarda yaşam üçgeni olduğunu ancak otel binasında bulunmadığını ifade eden Güçlüsoy, çıkardıkları cenazelerin yüzde 99’unun yatakta, kalanının ise yataklarının hemen yanında olduğunu söyledi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx